Menü Kapat

Ben Öğretmenim

Gülveren Gündoğdu

Öğretmen bir bilgiyi, bilimi, sanatı veya herhangi bir işin tekniğini, başkalarına öğretmeyi meslek olarak icra eden insandır. İlkokul öğretmeni, ana-babadan sonra çocuğun ilk tanıştığı ve güvendiği kişidir. İlk göz ağrısıdır.

Öğretmenin okul ve öğrencilerle arasındaki bağ, bir gönül bağıdır. Öğretmen okula çalışmaya gitmez. Öğretmen okula çocuklarla beraber hayatı paylaşmaya, onlarla bilgi alışverişi yapmaya gider. Öğretmen evden çıkarken, ”İşe gidiyorum.” demez. Öğretmen ”Okula gidiyorum.” diye çıkar evinden. Öğretmen okuldan bahsederken ”İşyeri” diye bahsetmez. ”Okul” diye bahseder. Öğretmen için okul, öğrencilerle beraber hayatı paylaştığı bir mekandır. Çocuklarla bilgi alışverişinde bulunduğu, üzüldüğü, sevindiği, mutluluğu paylaştığı yerdir. Öğretmenlik bundan dolayı kutsal bir meslektir.

“Öğretmen olmak bir ayrıcalıktır. Öğretmenlik yapmayınız, öğretmen olunuz.” İnsanın hayatı, kendini aştığı an anlam kazanır.” diyor Aristo.

Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolaydır. İnternet sayesinde, artık bilgi parmaklarımızın ucundadır. Fakat bu, öğrenciyle öğretmen arasındaki duygusal bağdan yoksun bir öğrenme şeklidir. Öğretmenin gözüne bakarken oluşan sevgi ve güven akışı internetten öğrenme olayında yoktur. Okulda, öğrenci ve öğretmen arasında oluşan o sıcak duygusallık öğrenmeyi kolaylaştırır ve kalıcı hale getiri. Öğretmen çocuklara bilginin yanında, insanlığı da öğretir, vicdanlı insan olmayı, adil insan olmayı, empati yapabilmeyi, olumlu düşünebilmeyi, ailesini ve milletini seven insan olmayı, gerektiğinde bunlar için fedakarlık yapabilen bireyler olmayı, topluma ve insanlığa faydalı insan olmayı öğretir.

Son yıllarda “Yeterlilik sınavı”, “Atanamayan öğretmen” diye, öğretmeni ve öğretmenliği küçülten değersizleştiren kavramlar çıktı ortaya. Yeterlilik sınavı ne demek? Eğer öğrenciler yeterli değilse, okuldan mezun olmasın. Kaliteli eğitim verilsin, öğrenciler yeterli birer öğretmen olarak mezun olsun. Mezun olduktan sonra da hemen görevinin başına gitsin. Yıllarca öğretmen olma hayaliyle, o motivasyonla çalışıp çabalayıp, mezun olduktan sonra marketlerde, inşaatlarda, mağazalarda, öğretmenlikle hiçbir alakası olmayan işlerde çalışmasın. Bu şekilde çalışan öğretmenler, geçici olarak yaptıkları bu işlerde de, hayal kırıklıkları sebebiyle motivasyonları düşük olduğu için verimli olamazlar.

Hiçbir vasfı olmayan, hiçbir konuda eğitim almamış pek çok insan, öğretmenlik hakkında ahkâm kesiyor. Öğretmenliğin çok kolay olduğunu, öğretmenlerin az çalıştığını söylüyor. Bilmiyor ki öğretmen eve geldiği zaman da görevine devam ediyor. Okuldaki eğitim öğretimle, ödevlerle, sınavlarla ilgili çalışmalar yapıyor.
Ülkemizde, ”hiç bir şey olamazsan, bari öğretmen ol.” diye öğretmen olmuş pek çok öğretmen mevcut. Öğretmenlik hiç bir şey olamayanların yapacağı bir iş değildir. İnsan yetiştirmek, milletin geleceğini inşaa etmek çok önemli ve değerli bir uğraştır.

Bir de özel okullarda çalışan öğretmenler var. Hem öğretmenliğin yanında, öğretmenlikle ilgisi olmayan pekçok angarya işi yapıyorlar, hem de hak ettiği ücretin çok altında çalışıyorlar. Bu okullarda veliler de, “Ücretini ben ödüyorum.” diyerek patronluk taslayıp, öğretmenlerin saygınlığını yerle bir ediyorlar. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyen Hz. Ali, öğretmenin değerini yüzyıllar önce belirtmiş. Günümüzde ise, değerini düşürmeye çalışıyorlar. Öğretmenleri değersizleştirdikçe, eğitimin kalitesi düştükçe düşüyor, diplomalı cahiller artıyor.
Öğretmene saygı duyan, öğretmene değer veren, öğretmeni maddi ve manevi olarak muhtaç duruma düşürmeyen, öğretmenliğin bir yaşam biçimi olduğunu kavrayan ülkeler kalkınır, ilerler ve refah içinde yaşar.

Öğretmenliği küçümseyen, öğretmene değer vermeyen, ona saygı duymayan ülkeler de her anlamda geri kalmış ülkelerdir. Günümüzde dünya ülkelerine baktığımızda bunu çok açık ve net bir şekilde görebiliriz.

Çünkü, ”Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.”

Atatürk bu sözüyle durumu çok güzel bir şekilde özetlemiştir. “En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır. Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmendir.” diyen de yine Atatürk’tür.

Bir yanıt yazın